TENKİT KENDİNE, BİLGİ EHLİNE, SEVGİ SEVENEDİR...

SAYFA 1 SAYFA 2 SAYFA 3 * RUHSAL BİLGİ SİTESİ * DOĞRU YAŞAM BİLGİLERİ *                                 *ARAMADIĞIMIZ  HAZİNEYİ  BULAMAYIZ.* SAYFA 4 SAYFA 5 ARŞİV
Bize Ulaşmak İçin
info@ruhsalboyut.com


Teşekkür Etmek ve Özür Dilemek

          Hiç düşündünüz mü günde kaç defa teşekkür etmek, kaç defa özür dilemek ihtiyacını yaşıyorsunuz? Çok insan buna "Hayır neredeyse hiç yaşamıyorum" diyecektir. Oysa ki bu duyguyu yaşamak, dile getirmek insanın içsel dengesinin bilinçli farkındalığıdır.

Hiçbir insan yoktur ki hayatı gerçekten olması gerektiği gibi yaşayabilsin. Hataları, eksiklikleri, fazlalıkları, mutlaka olacaktır. Dünya bir deneyim alanıdır çünkü ve deneyimler insanda kazanması gereken değerler için yaşanacağından mutlak hataları da getirecektir Gerçeğin anlatmak istediğini anlayıp uygulayıncaya kadar. Bu nedenle teşekkür etme ve özür dileme duygusu önemlidir.
        
Ego her iki duyguyu da pek bilmez ayrıca sevmez de... Çünkü teşekkür etmek onun için başkasının hizmetini kabul edip takdir etmek ve bunu ifadelendirmek, özür dilemek ise kendini küçültmektir başkalarının gözünde. 

devamı...   


Zihinsel Bütünlük

 

         Nerede bir iletişim sorunu varsa, orada mutlaka şu üç yanlışın yapılıyor olduğunu gözlemlerim bana öğretti: Beklenti, suçlama, yönlendirme. Düşüncelerimiz, zaman ve mekân sınırı tanımadan başka insanlara ulaşabilirler. Bu, hayatın en önemli sırlarından birisidir.

         Siz kendiniz için ne düşünüyorsanız, insanlar da sizin için onu düşünürler. Değersiz olduğunuzu düşünürseniz, insanlar da size değer vermezler. Değerli olduğunuzu düşündüğünüzde ise, aynı insanların size değer verdiklerini görürsünüz. Onlar size, sizin istediğinizi verirler. Aynı bir Kuantum fotonu gibi davranırlar. Bir "Kuantum Çalışması" yaptığımız genç bir kadın, bir ay sonra şaşkınlık içinde şöyle diyordu: "Çok tuhaf. Kocam sanki...

devamı...   

 

Düşümde Tanrı İle Konuştum

 

"Demek benimle görüşmek istiyorsun?" diye sordu Tanrı.

"Eğer zamanın varsa." dedim.

"Benim zamanım sonsuzluktur." dedi.

"Ne sormak istiyorsun bana?"

"İnsanoğlunun seni en çok şaşırtan davranışlarını."

Tanrı şöyle cevapladı sorumu:

"Çocukluktan sıkılırlar, büyümek için acele ederler ve sonra çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını kaybederler ve sağlıklarını geri kazanmak için para verirler. Gelecekten endişe ederken bugünü unuturlar, böylece ne bugünde ne gelecekte yaşarlar. Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar, hiç yaşamamış gibi ölürler.

Bir süre sessizce oturduk, sonra tekrar sordum: "Bize vermek istediğin hayat dersleri var mı?"

devamı...   


Ölüm Sonrası

 

         İnisiyatik tecrübelere ve öte âle­me gidip de geri dönenlerin anlattıklarına dayanarak, insan varlığının ölümden hemen sonraki hâlinin bir özeti yapabilir. İntihar dışında, normal süreçte gerçekleşen ölüm his­si acı verici değildir. Bu his, su üzerinde kayıp giden bir gemideyken hissedileni andırır; İsis'in kayığı, Caron'un kayığı imgeleri ve astral plânda hissedilenleri halka yansıtan bütün mitolojik fikirler buradan kaynaklanmıştır. Çağdaş­lara göre bu his demiryolunda hiç sarsıntısız bir şekilde yapılan yolculuğu andırmaktadır. Varlık, ölüm dediğimiz şe­ye maruz kalmış...

devamı...   


Allah İnancı

         Allah inancı, varlıklarına kadar uzanan ve her şeyi sarıp sarmalayan ilahi ve evrensel enerji ile bağlantı kurma halinde olmaktır. Allah inancı öylesine bir enerjidir ki, bugün gerçek inananların, inançlı olanların her yönde aldıkları mesafe, bu tarif edilemeyen enerjinin hal, düşünce ve davranışlarda inanç olarak yer almasının bir sonucudur. Allah'a inanmak, inanabilmek ve inanç sahibi olabilmek, evrimdeki aşamaların bir sonucu elde edilen bir liyakattir. Onun için Allah'a inanmak basit ve önemsiz, göz ardı edilebilecek bir olgu değildir. İnsanlık O'nun enerjisini kendine çekebilecek yani gerçek inanca ulaşabilecek aşamalara gelebilmek için yüzyıllar boyu doğa olaylarına, şekillere ve putlara takılıp kalmışlardır. İnsanoğlu, çekemediği ve mahrum olduğu bu aydınlatıcı yüksek enerji yüzünden yüzyıllar boyu mağara insanı olmaktan öteye gidememiştir. Nitekim bugün yapmış olduğumuz ve yapacağımız her yöndeki aşamalar Allah'a inanan, onun enerjisini çeken beyinlerin aydınlığı ve ışığı sayesine olmuş ve olacaktır...

devamı...   

Ruhsallık Dostluk Demektir


              
         
         Ruhsallık önce, dostluk ve birliği gerektirir.

Dostluk ve birlik, sevgi demektir.  
         Ruhsallık sadece bilgi ile olamaz. Bilginin eylemi gerekir. Bilginin eylemi ise sevgi yaratmıyorsa ya o bilgi yanlıştır ya da yanlış kullanılmıştır.
        
Ruhsallık öldükten sonra lazım olacak veya ölünce bedeni terk ettiğimiz için mecburen o zaman yaşanacak bir durum değildir. Varoluş, dünya yaşamında da bir ruhsal ilişkiler ağıdır ve biz bu ilişkilerimizde ruhsallığımızla var oluruz. En basit günlük işlerde dahi ya ruhsallığımız ön plandadır ya da dünyasal zihnimiz. İster saksıdaki çiçeğimizi suluyor olalım, ister komşumuza günaydın diyor olalım, fark etmez bu bir ilişkidir ve bu ilişkide ya sevgi dostluk vardır, ya da hiçbir şey; veya daha kötüsü bıkkınlık, sıkıntı...

devamı...   


Gerçek Basittir

 

         Bir gün bilge hırkasını çıkardı ve onunla bir yumurtayı sarıp sarmaladı. Sonra da kasabanın ana meydanına gelip insanların kendi etrafına toplanmalarını istedi. Onlarca, yüzlerce kişi bilgenin çevresini sardı.

"Bugün hepinizin katılabileceği büyük bir yarışma düzenliyo­rum." diye seslendi bilge. "Kim bu hırkanın içinde ne olduğunu bilirse, onun içindeki yumurtayı ona vereceğim."

         İnsanlar birbirleriyle bakıştılar, meraklandılar. Ama kimse bir tahminde bulunmak istemedi. Sonunda kalabalıktan birisi bilgeye şöyle dedi.

devamı...   

HAFTANIN SORUSU 
OKUYUCU YAZILARI

Ruhsal Anlamda Ölüm Nedir?

         Ruhsallığımız üzerinden beslenemeyişimiz, ruhsallığımız üzerinden yaşamadığımız dolayısı ile öldüğümüz anlamına gelebilir. Gerçekte, ruhsallığımızda, fiziksel bakış açısındaki gibi bir ölüm yoktur. Kullanılmayan şey işlemez, işlemeyen şeyde ölüdür. Bizler nereden yaşıyor isek yaşattığımız tarafta o oluyor. Ruhsal hissedişlerimiz doğrusunda yaşıyorsak, ruhsallığımız, egosal yanımızla yaşıyorsak da egosal yanımızı yaşatmış ve geliştirmiş oluyoruz.
        
Böyle bir sorunun ardından gelecek olan sorular ise şunlar olabilir. Ruhsallığımızı dünya da ne kadar yaşatıyoruz, ruhsallığımızın buradaki hangi yanları ölü ya da canlı, ölü olan tarafları görüp canlandırabilecek miyiz? Bu sorulara cevap verebilmemiz içinse, ruhsallığımızı bilmemiz gerekir. Herkes kendi ruhsallığını, kurduğu hayat düzeni üzerinden kavrayacaktır.

devamı...   
Ana Sayfa | Hakkımızda | Ziyaretçi Defteri Bugüne kadar sitemizi 1305303 kişi ziyaret etti, Şu anda 8 kişi sitede.